18 Kasım 2017 Cumartesi

NAMAZIN KILINIŞI

Niyet: Kalbin bir şeye karar vermesi, işin ne için yapıldığının açıkça bilinmesidir. Niyet kalbe aittir. Böyle olmakla beraber dil ile söylenmesi de müstehabdır. Bütün ameller niyetlere göredir. Namazda niyet tekbirden önce ve tekbire yakın olmalıdır. Tekbirle niyet arasına bir fasıla girmemelidir.
Kılınışı: İki rekatlı bir namaz şöyle kılınır:
Önce namazın dışındaki şartları yerine getirilir, niyet ettikten sonra "Allahu ekber" diyerek (erkekler için) eller kulaklara kadar kaldırılır. Sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavrar bir vaziyette göbek altında bağlanır. Hanımlar ise tekbir alırken ellerini omuzları hizasına kaldırırlar, göğüsleri üzerinde sağ eli sol elin üzerine gelecek bir şekilde bağlarlar. "Sübhaneke" duası okunup "euzu besmele" çekerek "fatiha" ve "bir sure" okunur. "Allahu ekber" denilerek rükûya eğilinir, (erkekler için) sırt ve baş dümdüz yapılarak eller dizlere konur (Hanımlar: Vücut az eğik, dizler hafif bükük olur. Eller, dizler üzerinde, dizleri kavramamış bir vaziyette, ayaklar ise bitişik durur). Üç defa "Sübhane rabbiyel azim" dedikten sonra "Semi-Allahü limen hamideh" denilerek kalkılır. "Rabbena leke'l-hamd" "Allahu ekber" diyerek secdeye varılır. Secdeye kapanırken önce dizler, sonra eller sonra alın ve burun yere konulur. Dirsekler yere serilmeyip uyluklar da karından uzak tutulur. Üç defa "Sübhane rabbiye'l-a'la" dan sonra "Allahu ekber" diyerek secdeden kalkılır. İki secde arasında "Sübhanallah" diyecek kadar oturulup "Allahu ekber"denilerek, birinci secde gibi ikinci secde de yapılır.
"Allahu ekber" diyerek ikinci rekata kalkılır. Birinci rekatta olduğu gibi eller bağlanır yalnız besmele çekilerek "fatiha" ile bir "sure" okunur. Daha sonra rüku ve secdeler yapılır, "Allahu ekber" diyerek oturulur. Erkekler için: Sol ayak yere yayılır, sağ ayak parmak üzerine dikilir ve eller uyluklar üzerine konulur (Hanımlar : Eler dizler üzerinde, iki ayak sağa yatırılmış bir vaziyette kalçalar yerde olur. Oturuş rahat ve derli topludur). Sırasıyla şu dualar okunur: "Et-Tahiyyatü, Allahümme salli, Allahümme barik, Rabbena atina, Rabbenağfirli" sonunda baş sağ tarafa çevrilerek "Es-selamu aleyküm ve rahmetullah" diyerek selam verilir. Aynı şekilde sol tarafa da selam verdikten sonra "Allahümme ente's-selâmü ve min ke's-selâm tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" denilerek tamamlanır.  

NAFİLE NAMAZ KILINMAYAN VAKİTLER

a- Sabah namazının vakti girdikten sonra, yalnız sabah namazının sünneti kılınır,
b- Sabah namazından sonra güneş doğana kadar,
c- İkindi namazı kılındıktan sonra,
d- Akşam namazının farzından evvel,
e- Bayram namazlarından önce ve sonra,
f- Arafat ve müzdelifede birlikte kılınan namazların arasında, öğle ve akşam namazlarının sünnetleri dahil hiçbir nafile namaz kılınmaz.
g- Cuma günü hatip hutbeye çıktığı an,
h- Sabah namazı dışında, farza durulmak üzere kamet getirilirken,
ı- Yalnız farzı kılacak kadar vakit daraldığı zaman,
i- Abdesti sıkışmış yahut sevdiği bir yemek ortadayken nafile namaz kılmak mekruhtur.  

NAMAZ KILINMAYAN VAKİTLER

Bazı vakitler vardır ki, bu vakitlerde farz vacip ve nafile hiçbir namaz kılınmaz. Bazı vakitlerde de yalnız nafile namazlar kılınmaz. Hiçbir namaz kılınmayan vakitler şunlardır:
Güneş doğarken, güneş tam tepede iken, güneş batarken.
Bu vakitlerde cenaze namazı, tilâvet secdesi, başlanmış olan nafile namazı mekruh olarak câizdir. O günün ikindi namazı kılınmamışsa güneş batarken dahî kılınabilir.  

CUMA VE BAYRAM NAMAZININ VAKTİ

Cuma namazının vakti öğle namazının vaktidir. Bayram namazının vakti ise, güneş doğup iki mızrak boyu yükselince başlar ve istiva (güneş tam tepe noktasının ve başımızın üstüne gelip de henüz batı tarafına geçmediği vakit) vaktine kadar devam eder. Birinci gün istiva vaktinden önce kılınmayan bayram namazı ikinci gün aynı vakitler içerisinde kılınır.  

NAMAZ KİMLERE FARZDIR

İslâm'ın bütün emirlerinde olduğu gibi, namazın farz olmasında ilk şart müslüman olmaktır. Diğerleri ise, akıllı olmak ve ergenlik çağına gelmektir. Ergenlik çağına gelmek namazın farz olmasının bir şartı ise de çocuklar yedi yaşına geldiklerinde namaza alıştırılmalarını Peygamberimiz (s.a.v.) emretmiştir.
Anne ve babaların, büyüklerin çocuklara yavaş yavaş sureleri, duaları, namazın kılınışını öğretmeleri gerekir.

NAMAZIN FARZLARI
Namazın farzları onikidir. Bunlardan bir kısmı namazdan önce, namaza hazırlık niteliğindedir. Bunlara "namazın şartları" denir. Bir kısmı da, namaza durulunca yapılır ki, bunlara da "namazın rükunları" denir.

NAMAZIN ŞARTLARI
1- Hadesten Tahâret: Gözle görülmeyen pislikten temizlenmektir. Bu abdest almak, gusl etmek, bunların mümkün olmadığı zamanlarda teyemmüm etmekle olur.
2- Necâsetten Tahâret: Gözle görülen pisliklerden temizlenmektir. Bu tür pislikler namaz kılan kimsenin vücudunda, elbisesinde, namaz kılacağı yerde olur.
3- Setrü'l-avret: Örtülmesi gereken yerlerin kapatılması demektir. Erkeklerde diz kapağı ile göbek arası, kadınlarda ise el, yüz ve ayak dışındaki her yerin örtülmesi gerekir. Namazın bir rüknünü eda edecek kadar bir zaman içinde örtülmesi gereken bir organın dörtte biri açılırsa namaz bozulur.
4- İstikbâl-i Kıble: Namaz kılan kimsenin Kabe yönüne dönmesidir. Göğsünü kıbleden çeviren kimsenin namazı bozulur.
5- Vakit: Farz ve vacip olan her namaz için belli bir vakit vardır. Namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Vaktinden önce kılınamaz. Özürsüz olarak sonraya bırakmak günahtır.
6- Niyet: Kılacağı namazı zihnen hatırlamaktır. İmamın imamete, cemaatın da imama uymaya niyetlenmesi gerekir.
7- İftitah Tekbiri: Namaza başlama tekbiridir. Niyetten sonra "Allahu Ekber" diyerek eller yukarı kaldırılır, tekbir alınır.

NAMAZIN RÜKUNLARI
1- Kıyam: Ayakta durmaktır. Gücü yetenler ayakta, yetmeyenler ise gücünün yettiği şekilde namazı kılarlar.
2- Kıraat: "Namazda Kur'an okumak" demektir. Kıraatın kıyamda olması gerekir ve en az üç kısa âyet miktarı okunmalıdır.
3- Rükû: Kıraatten sonra eller dizlere erişecek şekilde eğilmekten ibarettir.
4- Sücûd: Rükûdan sonra ayak, diz ve ellerle beraber alnı ve burnu yere koymak-tır. Alın yerin sertliğini hissetmelidir. Yalnız alnın ve burnun yere değmesi yeterli değildir. Kalabalık cemaatlerde arka saftakiler ön saftakilerin sırtına secde edebilirler.
5- Ka'de-i Ahire: Namazın sonunda "Et-tahiyyat" duasını okuyacak kadar oturmaktır.

NAMAZIN VAKİTLERİ
Farz ve vacip namazlar için belirli vakitler vardır. Vakti girmeden önce namaz kılınmadığı gibi, özürsüz olarak sonraya da bırakılamaz. Bir gün içerisinde vitir namazıyla birlikte altı vakit namaz vardır. Bir günde kırk rekât namaz kılınır. Bunun onyedi rekâtı farz, yirmi rekâtı sünnet, üç rekâtı vâcibdir.
a- Sabah Namazı: Şafak attıktan sonra başlar, güneş doğuncaya kadar devam eder. Vaktinde kılınamayan sabah namazı güneş doğduktan sonra sünnetiyle beraber kaza edilir.
b- Öğle Namazı: Güneş zeval noktasından ayrıldıktan sonra başlar ve herşeyin gölgesi bir veya iki misli oluncaya kadar devam eder.
c- İkindi Namazı: Öğle namazının vakti çıktıktan sonra başlar ve güneş batıncaya kadar devam eder.
d- Akşam Namazı: Güneş tamamen battıktan sonra başlar ve batıdaki kızıllık ve aklık kayboluncaya kadar devam eder.
e- Yatsı ve Vitir Namazı: Akşam namazının vakti çıktıktan sonra başlar, sabah namazının vaktinden biraz önceye kadar devam eder.
Vitir namazı yatsı namazından sonra kılınır. Vakti yatsı namazının vaktidir.
  

NAMAZ

Namaz; özel hareket ve özel okuyuşlarla, belirli vakitlerde yerine getirilen bir ibadettir. Allah'a kulluğun en güzel ifadesidir. İslâm'ın esaslarından biri olan namaz, dinin direği, kalbin nuru, imanın alametidir. İnsanları, Allah katında en yüce dereceye erdiren, şuurlu kılındığı zaman bir çok kötülüklerden alıkoyan bir ibadettir.
Farziyeti ve Hikmetleri: Farz olduğu; kitap, sünnet, İslâm alimlerinin görüş birliğinde olmalarıyla sabittir. Daha önceki İlâhî dinlerde de bu ibadet vardı. Peygamberimiz Mi'rac'dan önce sabah ve akşam olmak üzere iki vakit namaz kılıyordu. Beş vakit olarak farz kılınması, hicretten onsekiz ay önce gerçekleşen Mi'rac'da olmuştur. Farziyetine işaret eden bir âyetde "Namaz, şüphesiz, insanlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır" (Nisâ Sûresi, âyet: 103) buyurulmaktadır.
Namaz her yönüyle maddî - manevî temizliğe sebep olur. İmana ve kalbe kuvvet verir. İnsan üzerindeki günah kirlerini giderir. Peygamberimiz (s.a.v.) namazı günde beş defa, içinde yıkanılan bir nehre benzetmiştir. Namaz mü'minin vakitlerini düzenler; İnsanı düzenli hareket etme, her şeyini planlı yapmaya alıştırır. Namaz, insanın sosyal yönünü kuvvetlendirir. Müslüman cemiyet insanıdır, cemaatten kopuk bir hayat sürdüremez. Namaz kılanlar arasında dayanışma ve kardeşlik duyguları gelişir. Amiri- memuru, zengini-fakiri aynı safda durdurur. Bütün insanların eşit olduğunu, hiç bir kimsenin diğerinden üstün olmadığını gösterir.  

TEYEMMÜM

Teyemmüm; "temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye, teyemmüme niyetle elleri vurup, yüzü ve kolları meshetmeye" denir. Suyun olmadığı yahut kullanılması mümkün olmadığı zaman gusül ve abdest yerini tutar. Farziyeti kitap ve sünnetle sabittir.
Farzları: 1- Niyet etmek, 2- Toprak veya toprak cinsinden bir şeye elleri iki defa vurup birincide yüzü, ikincide kolları mesh etmektir.
Alınışı: Kollar sıvanır, ne için teyemmüm edeceksek ona niyet edilir. Euzu besmele çekip parmaklar açık bir durumda eller toprağa vurulur. Yüzün tamamı iki el ile mesh edilir, sıvazlanır. Tekrar eller toprağa vurulup sol el ile sağ kol, sağ el ile sol kol dirseklerle beraber mesh edilir, sıvazlanır.
Teyemmümü Bozan Şeyler: Abdesti bozan şeyler teyemmümü de bozar. Bir özürden dolayı, abdest ve boy abdesti alınama-mışsa, özür ortadan kalkınca teyemmüm bozulur. Teyemmüm eden kimse suyu gördüğü zaman veya suyu kullanma engelleri ortadan kalkınca teyemmüm bozulur.